25 Eylül 2016 Pazar

ŞEYH AHMET MALHUT EFENDİ

Kilis'in unutulan manevi şahsiyetlerinden Şeyh Ahmet Malhut Efendi aslen Mısır’dan Kilis’e gelip yerleşen Rufaî Tarikatına mensup mutasavvıf bir ailenin çocuğudur. Kendisi de bir Rufaî Şeyhi olup günümüze yakın bir tarihte yaşamış olmasına rağmen hakkında pek çok bir bilgiye sahip değiliz. Ayrıca Kilis Zeytinli Camisinde bulunan kendi mezar taşından da anlaşılacağı üzere ''142'' YIL gibi uzun bir ömür yaşamıştır. Fakat bize göre bir hesaplama hatası olma olasılığı çok yüksektir.
ŞEYH AHMET MALHUT EFENDİ'NİN SANCAĞININ UÇMASI
Şeyh Ahmet Malhut Efendi yaşadığı dönem de Kilis’te halkın çoğu tarafından sevilen Rufaî Tarikatına mensup olması nedeniyle cehri yani sesli zikir yaptıran bir mürşittir. Belli bir tekkesi olmayan Şeyh Malhut genellikle kendi Evinde, Muhammed. Ensarî Türbesinde veya müritlerinin evlerinde zikir yaptırırmış. Aldığımız bilgiye göre yine bir gün bir Kilis İslam Bey Parkındaki Muhammed. Ensarî Türbesinde zikir yaptırırken Şeyh kendisini mânen Muhammed Bedevinin yetiştirdiğini anlatır. Ve elindeki sancağı zikir esnasında içerde bulunan müritlerinden birinin eline verir. Sancağı alan mürit titremeye, kendinden geçmeye ve sancağı tutarken çok güç harcıyormuş gibi hareketler sergileye başlayınca o gün orada tesadüfü bulunan ve gördüklerine pek bir anlam veremeyen biri içinden “bunlar kimi kandırıyor. Bir bez parçası insanı nasıl bu hale getirebilir ki.” diye geçirir. Şeyh Ahmet Malhut Efendi 'yi hile yapmakla, halkı kandırmakla suçlar.
Zikir bittikten sonra Şeyh Ahmet Malhut Efendi o kişiye dönerek yarın yine gel sancağı senin eline vereceğim, o zaman bez parçasını görürsünder. İçinden geçirdiklerine Şeyh Ahmet Malhut Efendi cevap vermiş olması o şahsı çok ürkütür.Ama merak ettiğinden dolayı ertesi gün Şeyh Ahmet Malhut Efendi dediği gibi zikre yine katılır. Zikrin hararetlendiği bir anda Şeyh Ahmet Malhut Efendi ona dönerek hadi bakalım sıra sende al bakalım tut şu bez parçasını der ve sancağı ona uzatır. Adam biraz tereddüt eder ve çekinerek de olsa sancağı tutar. Adamın sancağı tutması ile yükselmesi gök yüzüne yukselir .Kilis İslambey Parkında ,Sancak Muhammed Ensarî Türbesi üzerinde yükselir ve havada uçarak Şeyh Muhammed Bedevî Türbesine doğru sancakla adam giymeye başlar.Şeyh Ahmet Malhut Efendi ve diğer müritleri olabildiğince hızlı bir şekilde M. Bedevî Türbesine doğru yol alırlar. Türbenin bulunduğu tepeye geldiklerinde bakarlar ki, adamcağız hâlâ elinde tuttuğu sancakla tam M. Bedevî’nin türbesi üzerinde dönüyor. Etraftakiler bırak sancağı elinden, ne tutuyorsun diye bağırırlar. “Adam ben onu bıraktım o, beni bırakmıyor. Lütfen şeyhim ben ettim sen etme özür dilerim, bu bir bez parçası değilmiş.” der. Bu söz üzerine şeyh sancağa seslenir, besmele çekerek Allah’ın izni ile in aşağı.” der ve adam sancakla beraber aşağı iner.
ŞEYH AHMET MALHUT EFENDİ BAŞ FIRINDA ÇOCUKLA BERABER YANAN OCAK'TA OTURMASI
Şeyh Ahmet Malhut Efendi'nın 6. Nesil torunlarından olan Mehmet Ali Özkent'in anlattıklarına göre yine bir gün dedesi Şeyh Malhut Efendi çarşıda yürürken boyu kısa ve türkçe bimediği için takılırlar. Buna sinirlenen şeyh yine ordan küçük bir çocuğu alıp eskiden Cumhuriyet Meydanında bulunan ''BAŞ FIRIN'A'' girip ocagın üsütüne çocukla beraber oturur.rTabii ordaki ahali aman çocuk yandı diyerek telaşa kapılan ahali Kaymakama haber ediyorlar.Eski kaymakamlar dindar olduğu için durumu anlıyor.Hemen bir koyun getirilmesini söylüyor kaymakam. Fırına gelen koyunu hemen kesiyorlar.Şeyh ocak'tan çıkıyor çocukla beraber ..Çocuğa soruyorlar ateş seni yakmadımı evladım ben ateş görmedimki diyor.Ben bir bahçededim diyor.Ondan sonra kaymakam diyorki Şeyh'e sen bu gece benim davetlimsin ne pişirelim sana ne yersin dediginde tabi Şeyh Türkçeyi bilmediği için Malhuta diyor.Ordan Dedemin İsmi MALHUTA MALHUT olarak kalıyor.
ŞEYH AHMET MALHUT EFENDİ'NİN SANCAĞININ ADAMI ÇARPMASI
Şeyh Ahmet Malhut Efendi'nın 6. Nesil torunlarından olan Mehmet Ali Özkent'in anlattıklarına göre onada dedesi anlatmış bizzzat. Yine bir gün dedem Şeyh Ahmet Malhut Efendi Şey Muhammed Bedevi Türbesine giderken yolda kendini bilmezin birisi Şeyh Malhuta kimdir diye söylenip duruyormuş.Tabi mübarek rahatsızlığından dolayı fazla yürüyemediğinden dolayı merkeple gidermiş kendisi önde mürşid ler arkada oraya geldiğinde merkepten inip mürşidler halka oluyorlar.Hemen Şey Malhuta kimdir diyeni çagırıp Gel oğlum Ahmet diyor kendisine aan olduğu için biliyor. Mehmet Ali Özkent'in dedesi Oğlum Şerif ver sancagı şu adamın eline diyor.Adam eline aldığında tabi Şeyh MUhammed tarafında zeytin agacı çok olduğu için Sancak adam bir o agaca vuruyor bir o ağaca vuruyor.Tabi adam sonunda yere düşüp ağzı yüzü eeğiliyor.Sonuçta o sahsin tanıdıkları bir kurban getirip kesiyorlar Şeyh Adamın ağzını ve yüzünü tekrar düzeltiyor.
ZEYTİNLİ CAMİ HAKKINDA
Zeytinli Cami 19. yy. ortalarında minaresi olmayan küçük bir mescit olarak yapışmış minaresi daha sonra ek olarak inşa edilmiştir
Şeyh Ahmet Malhut Efendi'nın 6. Nesil torunlarından olan Mehmet Ali Özkent'e kardeşi Mehmet Bayram Özkent'e ve oğlu Halil Özkent'e teşekkür ederim.Allah'a emanet olun.
''Orhan Alpaslan MESTANOĞLU''








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder